Depresyon

Bazı zamanlarda kendimizi aşırı üzgün ya da mutlu hissedebiliriz. Duygularımız, yaşadığımız olaylara ve yorumlama şeklimize göre anlam kazanır. Uzun süreli ve yüksek/düşük miktarda deneyimlenen duygulanımların bazı sebep ve sonuçları vardır. Depresyon bu değişimlerden biridir, genellikle düşük motivasyon ve olumsuz ruh hali olarak kendini gösterir.

Depresyon nedir?

Depresyon, toplum tarafından yaygın olarak bilinen psikolojik rahatsızlıklardan bir tanesidir. Hipokrat tarafından milattan önce isimlendirilen depresyon “bastırmak” anlamına gelir ve bir tür duygudurum bozukluğudur. Depresyon, bireylerin olumsuz bir duygulanımı kısa olmayan belli bir süre içerisinde deneyimlemesidir. Zaman zaman günlük hayatımızdaki olaylara verdiğimiz tepki ve kısa süreli duygulanımları depresyon olarak adlandırma eğiliminde olabiliyoruz ancak bunlar depresyon tanısı için yeterli değildir.

Depresyon tanısı nasıl ve kim tarafından koyulur?

Kişinin depresyon tanısı alabilmesi için en az iki hafta boyunca düşük duygudurumu deneyimlemesi ve gündelik hayatından zevk alamaması gerekir. Tüm belirtiler olağan tepkilerden daha şiddetli ve farklıdır. Ancak psikolojik bozuklukların tanısı yalnızca ruh sağlığı uzmanları (psikolog ve psikiyatr) tarafından koyulabilir. Başlangıç zamanı, şiddeti, süresi ve sıklığı uzmanlar tarafından değerlendirilir. Günlük yaşamınızda bu tip belirtiler yaşıyor ve işlerinizi, sorumluluklarınızı yapmakta zorlanıyorsanız bir terapiste başvurmanız faydalı olacaktır danışmanız.

Depresyon belirtileri nelerdir?

Depresyonun başlıca belirtileri düşük duygudurumu ve zevk alamama halidir.

Ek olarak depresyon duygu, düşünce ve fiziksel durumumuz üzerinde de bazı etkilere sahiptir. Depresyon döneminde bireyler neşesiz, öfkeli, mutsuz, kırgın, suçlu, yorgun, kaygılı ve korkulu hissedebilir. Günlük yaşamda enerji isteyen işlerde motivasyonları/enerjileri çok azdır hatta yapacakları işe ilgileri de kalmamıştır ve zevk almazlar. Çok az motivasyonla yapacakları bir işte odaklanma süreleri de kısadır.

Depresyondaki kişiler için gelecekleri çok belirsizdir. Çoğunlukla kendilerini değersiz, önemsiz, kusurlu, suçlu ve bunalmış hissederler. Bu kişiler başarılı ve mutlu olabileceklerine inanmazlar. Bu düşünceler durmaksızın bireylerin aklından geçerler ve zihinlerinden çıkmaz. Düşünce sisteminin aktif olarak çalışması enerjiyi tüketir ve uykusuzluğa sebep olur. Depresif kişiler uykuya daldıklarında sık sık uyanırlar. İştahsız ve bitkin hissederler. Hiçbir fiziksel sebep olmamasına rağmen kol ve bacaklarda ağrılar gözlemlenebilir. Dış görünüşlerine gösterdikleri özende ve cinsel isteklerinde azalma vardır. Kendilerini insanlardan soyutlamak isterler. Depresyonun şiddetli zamanlarında özkıyım (intihar) düşünceleri yaygındır.

Depresyonun sebepleri nelerdir?

Depresyona kaynaklık eden tek bir sebep yoktur, pek çok faktörün bir araya gelmesiyle meydana gelir.
Genetik miras, bizden önce yaşayan ve kan bağı olan aile üyelerimizin bizlere aktardıkları özgül özelliklerdir. Genler insanların vücut bütünlüğünü oluşturarak düşünce sistemlerini ve sorunla başa çıkma stillerine etki eder. Yaşam boyunca çevre koşulları uygun hale geldiğinde depresyonun aşamaları ortaya çıkabilir.

Beyin görüntüleme çalışmalarından elde edilen bilgiye göre duyguların dahil olduğu bölgeye yapılan fiziksel ve kimyasal uyarımlar depresyon ile bağlantılı olabilir. Yani kortizol, serotonin, dopamin ve norepinefrin üzerinde etkiye sahip olan ilaçlar depresyon düzeyinde artışa sebep olabilir.

Depresyon deneyimleyen bireyler yaşadıkları olayı kötü, talihsiz berbat olarak değerlendirir ve bu değerlendirmeleri içinde kapana kısılır. Sevilen bir şeyin kaybı, yaşamdan beklentilerin gerçekleşmemesi, belirlenen hedeflere ulaşamamak, olduğumuz ve olmak istediğimiz kişinin arasındaki farkın fazla olması, yakın ilişkilerdeki uzun süreli sorunlar, istismar, statü kaybı, tükenmişlik, gerçek dışı standartlar, kendini başkalarıyla kıyaslama ve fazla olumsuz eleştiri yapmak depresyonun başlamasına zemin hazırlayabilir.

Depresif dönem öncesi yaşanılan uzun süreli yoksulluk, yetersiz sosyal destek, olumsuz aile ilişkileri ve sevilen kişinin kaybı gibi stresörler depresyonu hem tetikliyor hem de tekrarlama sıklığını arttırabiliyor. Deneyimlediğimiz yaşantıların çeşitleri ve sıklığı da depresyonun ortaya çıkmasında etkilidir. 

Kişilerin yaşam deneyimlerine aşırı olumsuz duygusal tepki vermesi ve kendisine/ çevresine/ geleceğine karşı olumsuz düşüncelere sahip olması kendisine ve dünyaya bakış açısını etkilemektedir. Bu olumsuz düşünceler günlük hayatı anlamlandırmada kişiye referans olur ve negatif düşünceler zinciri depresyonun yolunu açar.

Depresyon görülme sıklığı nedir?

Depresyon dünyada görülme sıklığı yüksek olan bir ruhsal rahatsızlıktır. Depresyonun görülme sıklığı erkeklere oranla kadınlarda daha fazladır. Yaşam boyu yineleyebilir.

Depresyonun tedavisi nedir?

Depresyon tedavisinde ilk olarak akut yani acil dönem kontrol altına alınır. İntihar riskinin düzeyi anlaşılmaya çalışılır. Bireyin hamile olması, kalıtsal hastalığının olması ve başka bir psikiyatrik hastalığının var olup olmadığı belirlenir. Antidepresan/duygudurum düzenleyici/antipsikotik ilaçlar ve psikoterapi birlikte kullanıldığında verimli sonuçlar alınabilir. Bilişsel Davranışçı Tedavi depresyonun tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir terapi yöntemdir bu yöntem ile bireyin işlevsiz/olumsuz düşünce bakış açıları yerine daha olumlu ve kullanışlı bakış açıları yerleştirilmeye çalışılır. Bilişsel Davranışçı Terapi bireyin eski düzenindeki davranışlarını aktive ederek zihninin ödül kısmını uyarmayı ve davranışı arttırmayı hedefler. Böylelikle kişi günlük aktivitelerine geri döner ve daha aktif hale gelir.


Kaynakça
Gilbert, P. (2016). Depresyon. KURALDIŞI YAYINCILIK EĞİTİM DANIŞMANLIK LTD ŞTİ.
Hollon, S. D., Thase, M. E. and Markowitz, J. C. (2002). Treatment and Prevention of Depression. Psychological Science in the Public Interest, 3(2), 39–77. https://doi.org/10.1111/1529-1006.00008
Lejuez, C. W., Hopko, D. R. and Hopko, S. D. (2001). A Brief Behavioral Activation Treatment for Depression: Treatment Manual. Behavior Modification, 25(2), 255–286. https://doi.org/10.1177/0145445501252005
Örsel, S. (2004). Depresyonda tedavi: Genel ilkeler ve kullanılan antidepresan ilaçlar. Klinik Psikiyatri, 4, 17-24.
Nesse, R. M. (2000). Is depression an adaptation?. Archives of general psychiatry, 57(1), 14-20.
Kring, A.M., Johnson, S.L., Davison, G.C. and Neale, J.M. (2019). Anormal Psikolojisi (12.Baskı). (M.Şahin, Çev.) Ankara: Nobel Akademi.